Kayıtlar

Ocak, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

18 OCAK

  Bazı sabahlar insan uyandığında her şeyin değiştiğini anlar. Saat on bir. Odanın içi aynı. Duvarlar aynı. Ama bir eksiklik vardır; adı konmamış, sesi çıkmamış bir yokluk. Bir açıklama yapılmamıştır. Bir veda edilmemiştir. Sadece yollar kapanmıştır. Ve insan, artık istenmediğini sessizlikten öğrenir. İstemediği bir ülkede, istemediği insanların arasında, istemediği bir işi yaparken bile dayanabilir insan. Çünkü kendine şunu söyler: “Biraz daha sabret. Sonunda kavuşacaksın.” O ihtimal yaşatır. O ihtimal ayakta tutar. Gözden uzak kalmanın gönülden de uzak kalmak olduğunu hisseder aslında. Ama bazı hislere bakmak, gerçekle yüzleşmek demektir. Bu yüzden bakmamayı seçer insan. Çünkü görmek, kaybetmeyi kabul etmektir. Küçük bir oda. İki yatak. Bir dolap. Ortasında minicik bir masa. İleri geri yürüyen bir gölge. Kalp göğüs kafesine sığmaz. Nefes daralır. Korku, odanın içinde yankılanır. Aradan yıllar geçse bile o odanın hatırası hâlâ aynı ağırlıkla çöker insanın üzerine. Böyle b...