“Doğum Günü: Bir Zamanlar ve Şimdi”
Büyüdükçe, doğum günlerimi sadece bir yaş daha almanın değil, geçmişten kopuşun da simgesi gibi görmeye başladım. Gün sayar oldum... ama eskisi gibi heyecanla değil. Çocukken aylar öncesinden gün saymakla kalmaz, doğum günümün sabahında içime sığmayan bir coşkuyla uyanırdım. Sevdiklerimin beni kutlaması, o günün sadece bana ait olması tarifsiz bir mutluluktu. Akşam olduğunda, kalabalık aile bireyleriyle yapılan kutlama... Herkesin aynı anda, aynı yerde, sadece benim için bulunması… çocuk aklımla bile kendimi çok değerli hissettirirdi. Mumları üflemeden önce içimden bir şey dilerdim. Ama ondan önce, onların orada olması, benimle olması, zaten en güzel dilekti. Her birine içten bir minnet duyar, yıl boyunca onların doğum günlerinde de ben yanlarında olmaya çalışırdım. Çünkü biz böyle gördük. Yılda bir kez yapılan doğum günleri, bayramlar, yeni yıllar… Hepsi bizim için sadece birer tarih değil, “ birliktelik vesilesi”ydi. Her aile, kendi çocuğu için pasta keserdi. Herkes davet edi...