Kayıtlar

Nisan, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kelimelere Sığmayan Sanat

Bazı soruların yanıtları, kelimelerden çok, görsellerde ya da seslerde saklıdır. Örneğin, biri bana “Sanat nedir?” diye sorsa, İnsanların duygu ve düşüncelerini yazılı, görsel veya işitsel yollarla somut bir şekilde ifade edebilme yöntemi derdim. Daha doğru bir ifadeyle, Bu duygu ve düşünceleri seçtikleri yöntemle başkalarına aktarabilme becerisi, sanatın ta kendisidir. Ancak bunu açıklamak için uzun uzun kelimelere başvurmak yerine, benim için “sanat” dediğim şeyleri örneklerle ifade etmeyi tercih ederdim. Mesela, sinema diliyle sanatını icra eden filmleri sıralardım: The Godfather , Life is Beautiful , 3 Idiots , 12 Angry Men , The Shawshank Redemption gibi… Farklı temalara sahip olsalar da, bu filmler hem empati kurabildiğim hem de duygularımı ifade ettiğini düşündüğüm, her zaman izlemekten sıkılmayacağım sanat eserleridir. Kimileri ise resimle sanatını icra eder: Leonardo da Vinci – Mona Lisa , Vincent van Gogh – Starry Night , Pablo Picasso – Guernica , Claude Mone...

Solma Papatyam

Nereye gideceğini bilemediği her an kelimelere sığınırdı. İstanbul’da bir deprem olmuştu o gün. Sarsıntıdan çok, terk edip giden o kadının başına bir şey gelme ihtimali korkutmuştu onu. Bir buçuk yıl geçmişti yokluğunun üzerinden. Ne bir ses, ne bir iz… Yine de hâlâ onunla yaşadığı savaşın tam ortasında nefes almaya çalışıyordu. O kadına bir şey olsaydı, sadece bir acı değil, yaşamla bağ da kopmuş olacaktı. “Geç gelen papatyası”ydı o. Varlığı, ismine anlam katmış, içindeki inancı yeniden hatırlatmıştı. Hayatında gördüğü en güzel şeydi. Ama aynı zamanda da yokluğuyla onu cezalandıran, umutla cezalandıran bir figüre dönüşmüştü. Yine de hâlâ... onun varlığından güç alıyordu. Onun nefesi, bu hayattaki tek gerçekti. Ailesine, sevdiklerine, hatta destek aldığı uzmanlara anlatmaya çalıştı. Anlaşılmadı. Bir noktadan sonra da susmayı seçti. İyileşeceğine dair küçük yalanlar söyledi. Yüzünde maske, içinde boşlukla yaşadı. Bazı duygular kelimelere sığmazdı onun için. Kelimeler sadec...

Bir Kahraman Olmadım... Sahte de Olmadım.

Çocukluğumdan beri onlarca kahramanım oldu. Başlarda televizyonda izlediğim çizgi dizilerde; Superman, Örümcek Adam, Kaptan Amerika gibi kahramanlara özenerek insanları kurtarmak, yardım etmek, başka insanların kahramanı olmak istedim. Büyüdükçe, kahramanlarımın gerçek dünyada var olmadığını; sadece davranış ve düşüncelerimi yönlendiren birer araç olduklarını fark ettim. Ben de daha "gerçekçi" kahramanlar edinmeye başladım kendimce. Doğruluk, dürüstlük, vicdan gibi değerleri bana aşıladığına inandığım insanlara tutundum. Elimle tutabildiğim, gözümle görebildiğim ve konuşarak sorular sorabildiğim bu kahramanlarımın bazıları ailemdeydi, bazıları yakın çevremde, bazıları ise okulda öğretmen olarak hayatımda yer edindi. Hareketleri, tavırları, düşünceleriyle beni bir yerlere getireceklerini, onların bana aşıladığı fikirler sayesinde önemli biri olacağımı sandım. Onları taklit ettim, değer verdim, fikirlerini aldım, düşüncelerimi paylaştım. Ama zamanla anladım ki, televizyon...

Erken Farkındalığın Yükü

14 yaşımdan beri, hayatımda karşılaştığım bütün zorluklara hep; benden önce yaşayan, şu anda benimle beraber yaşayan ve benden sonra yaşayacak olan insanların aynı veya benzeri zorluklarla karşılaşacağını düşünerek, bu zorlukları gözümde büyütmemem gereken çakıl taşları olarak gördüm. Yaşıtlarımın kafalarını dağıtmak veya daha önemsiz meselelerle günlerini geçirdiğini fark ettiğimde, kendimi onlardan soyutlarken buldum. Kimileri halı saha maçları ve video oyunlarıyla, kimileri aile aktiviteleriyle, kimileri de yüklenmek zorunda kaldığı sorumlulukların peşinde koşarken zaman geçiriyordu. Buna rağmen ortada sorgulanacak bir durum olmadığı, ortak bir kanaatti. O zamanlar, kendimi onlardan çok farklı ve daha üstün görürdüm. Bugün 29 yaşındayım. 14 yaşımda beni farklı kıldığını düşündüğüm farkındalığın, aslında hayatımı mahvettiğini çok geç anladım. Herkes gibi sosyal aktivitelere katılıp, günün sonunu getirmekle kafa yormalıydım. Hayat, belli bir yere kadar buna müsaade ediyordu. Daha...